DENİZ SUYU SATILIRMI….?

Bunlar elbette satarlar. Yıllar önce bunlar cennetide satmaya başlamışlardı.
Aynı anlayış bunlar.

1960 ve 1970 yıllarında İstanbulda yaşayanlar bilirler. Bir SÜLÜN OSMAN vardı
Anadoludan yeni gelmiş saf insanlara GALATA KÖPRÜSÜNÜ- GALATA KULESİNİ-
TRANVAYINI- SAAT KULESİNİ- İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ BAHÇESİNİ satardı.
daha bunları uzatabiliriz. Bunları masal gibi dinleyip günlerce gülerdik.
Ağlayacak halimize gülerdik.

Evet değerli İstanbullular 14 senedir İstanbulu yöneten bu anlayış şimdi
Deniz suyunu musluklardan fahiş fiata satıyorlar. Sülün Osman geri geldi.

Afiyet olsun bizlere. Mutlaka bu muameleyi haketmişizdir……..?
Haketmişiz diyorum çünki oy vermemiş olsak bile, bizlerde bunları tercih edenlerle
birlikte aynı suyu kullanıyoruz.
Onları tercih edenlere yanlış yolda olduklarını anlatamadığımız için hakkettik diyorum.
İstanbul CHP il Başkanı Sn Gürsel TEKİN’ in bir araştırmasının sonucunu görüşlerinize
sunuyorum. Lütfen çok dikkatli okuyalım. OKUYALIMMMMMMMM…..

CHP İL BAŞKANI
Sn. Gürsel TEKİN in aşağıdaki yazısı sağlığını ,geleceğini düşünen
İstanbul’da yaşayanlar için belge niteliğinde araştırma neticesidir .

İSKİ’nin kokusu çıktı

Ve sonunda aylardır yaptığımız uyarılar gerçek oldu; yanlış su politikalarının getirdiği hatalı projelerle AKP yandaşlarına biraz daha para kazandırmaktan öteye gidemeyen İSKİ, sonunda İstanbullulara buram buram lağım kokan su içirdi…

Böylece Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile İBB Başkanı Kadir topbaş’ın “İstanbul’un Su Politikası Sempozyumu” düzenlediğimiz için CHP’ye kızmalarının nedeni de tescillenmiş oldu. Bize kızmakta haklıydılar çünkü CHP İstanbul Örgütü olarak su konusunda Türkiye’nin en değerli akademisyenleri ile yaptığımız çalışmaların sonucunda, AKP iktidarın halktan sakladığı bu sırrı; yani gelinen bu noktayı tespit etmiştik. Ayrıca Melen Suyu projesi ile musluklardan düpedüz lağım suyu akacağını da belirledik…

İsterseniz, İSKİ’nin İstanbulluya içirdiği “kokulu su” haberini hatırlayalım önce: Halkalı, Başakşehir, İkitelli, Bağcılar bölgelerinde oturan İstanbulluların musluklarından önceki akşam kokulu su akmaya başladı. Vatandaşlar, şebeke suyunda, lağım ve deniz suyu kokusu olduğunu söyledi. Koku, bu suyu kullananların üzerine sindi ve uzun süre çıkmadı. Pazar sabahı musluklardan akan suyla evlere yayılan koku İstanbul’un Avrupa yakasında birçok semtte yaşayanları şaşırttı. Suyla beraber, lağım suyu karışmış deniz kokusunun evlerine yayıldığını söyleyen İstanbullular, İSKİ’ye şikâyet telefonları açtı. Vatandaşlar, kokunun cumartesi gecesi başladığını belirterek, “Çok ağır bir koku, lağım suyu karışmış deniz kokusu gibi. Bu suyla elini yüzünü yıkayan bazı kişilerin gözlerinde kızarıklıklar oluştu” dediler. İSKİ yetkilileri, yaşanan sıkıntının uzun zamandır kullanılmayan Sazlıdere Barajı’ndaki sudan kaynaklandığını savunarak, “Sazlıdere Barajı’nda su seviyesi iyice düştüğü için 10 gündür oradan su almıyorduk. Terkos hattında enerji kesintisi olunca Sazlıdere’den tekrar su verdik. Barajda bekleyen su, kokuya sebep oldu. Şikâyet gelince hattı kestik” dedi.

İSKİ’nin kurnaz yöneticileri barajda beklediği için yosun tutan suyun kokuya neden olduğunu açıklamışlar. Tabi İstanbullular Sazlıdere Barajı’nı görmediği için; kuruyan baraj havzasında büyükbaş hayvanların otladığını, bunların dışkılarının ve baraj havzasındaki yerleşim alanlarının fosseptiklerinin doğrudan baraj suyuna karıştığını söylemiyorlar tabi.

Ben size daha vahimini anlatayım şimdi…

Geçtiğimiz hafta sonunda İstanbul İl Başkanlığı’ndan iki arkadaşım, Başbakan Erdoğan, Kadir Topbaş ve İSKİ’nin büyük umut bağladığı ancak fos çıkan Melen Projesi ile ilgili bir çalışma yapmak için Düzce’ye gittiler… Düzce İl Başkanımız ile birlikte Melen’i besleyen su kaynaklarında, su toplama havzasında ve baraj gölünde, kamera görüntüleri ve

fotoğraflarla çok ilginç tespitler yaptılar. Melen’in su kaynaklarından ve baraj havzasından tahlil için su örnekleri aldılar…

Gördükleri ve tespit ettikleri kelimenin tam anlamıyla korkunç bir dehşeti gözler önüne seriyor. Önümüzdeki hafta bir basın toplantısıyla ya da medya temsilcilerini bizzat bu tespitleri yaptığımız noktaya götürüp orada göstererek, İstanbulluların mahkûm edildiği su gerçeğini kamuoyu ile paylaşacağız. Bazı AKP’lilere rant sağlamaktan öteye gidemeyen ve AKP içinde bile tartışmalara ol açan Melen Suyu’nun nasıl bir tehlike taşıdığını, bu su kullanılmaya devam edildiği takdirde İstanbul’da ne gibi salgın hastalıkların ortaya çıkabileceğini, tıbbi tahlil sonuçları ve gerçekliği su götürmez belgelerle açıklayacağız.

İşte o zaman bütün İstanbullular Başbakan Erdoğan ve İBB Başkanı Kadir Topbaş’ın “İstanbul Su Politikası Sempozyumu” düzenlediğimiz için bize kızmalarının nedenlerini bütün çıplaklığıyla öğrenmiş olacak.

Kokan suyun fiyatı 3 misli arttı…

Yeri gelmişken İstanbulluya ucuz su satmakla övünen Başbakan’a bir çift lafımız daha olacak… 14 yıl önce partisinin il başkanı iken suya yüzde 5 zammı protesto için İSKİ’nin bahçesine çadır kuran Erdoğan; buram buram lağım kokan suyun şimdiki fahiş fiyatı ile ilgili ne düşünüyor merak ediyorum? 1993-94 yıllarında suyun birim fiyatı ortalama 20 bin lira idi… O zamanlar dolar kuru da 15 bin lira civarında idi. Yani suyun dolar bazında metreküp fiyatı 1,3 dolara geliyordu. Şimdi İstanbul’da suyun birim fiyatı ortalama 4,5 lira civarında. Dolar kuru ise 1,23 lira… Yani bugün suyun dolar bazında metreküp fiyatı 3,6 doları buluyor.

Süreç içinde adı değişerek de gelse AKP 14 yıldır bu kenti yönetiyor. AKP bu kentin yönetimini devraldığında suyun metreküp fiyatı 1,3 dolar idi. Şimdi ise 3, 6 dolar…

Hangi suyun?

Lağım kokan suyun!

İşte AKP’nin İstanbul’daki su gerçeği…

Bizler bunları hakkettikmi… Bu muameleler insanlığa yakışırmı. Sizler karar vereceksiniz.

UYANIRSAKKKKKKKK… eğer. Sülün Osmanlara kanmayalım.

ZAMANLAMA…….

Allahtan bunların akılları bu kadar. Biraz daha akıllı olsalar Ülkenin başını çok ağrıtırlar.
Verilen görevleri bu kadar beceriyorlar. Tamı tamına direktifleri yerine getirebilseler
halimiz harap.

Bir anda YASAMA, YÜRÜTME. YARGI organlarının yapması gerekenleri ifade ediyorlar
unutuyorlar. Hepsi yürütmeninmiş gibi ifadeler kullanıyorlar. Veya hepsi kendileri oluyor.

Ülkenin bunlarla daha çok işi var. Allah yardımcımız olsun. Daha doğrusu kendilerine bir
nedenle bağlı olanların dışındakilerin yardımcısı olsun
Bir şekilde bağlı olanlar diyorum. Kim bunlar.?
TRAVMA geçirenler, kömürcüler, Belediyelerinin korumasına alınanlar, halk ekmekden 5 ekmeğe sıra bekleyenler, ülke genelinde 2 milyon civarında yeşil kart hamilleri,
ayda düzenli olarak 350 ytl aylık bağlananlar. Daha bunları uzatabiliriz.
Bunların kaynağı nereden diyeceksiniz. CUMHURİYET KAZANIMLARI SATILARAK
aslan payını yandaşlarına ,
sadakaca olanı oy potansiyellerine paylaştırılıyor.
Cumhuriyet kazanımları bunların allerji olduğu yatırımlar.
Bir taraftanda onlardan kurtulmuş oluyorlar.

Sn. RTE bir zamanlar bende iktisat tahsili yaptım ne varmış Derviş’ de onun bildiklerini
ben unuttum. Ben ticareti iktisatı daha iyi bilirim demişti. Yeni göreve geldiği tarihlerde.
Gerçekten daha iyi biliyor. Derviş hala maaşla çalışıyor. Diğeri malum. Oğlu , kızı damadı akraba talükatı. Şimdi birde hanımı çıktı Medical Park hastanesi ile.

Sn . Derviş sana öğreten hocalar eksik bilgiler vermiş.

Biraz yavaş gidin UYANDIRMAYINNNNNNNN.